Nurdan Yaratılan Varlıklar: Melekler

Her şeyden evvel, on sekiz bin alemin tek sahibi olan Allah vardı. Daha sonra hikmetinden ve kudretinden sual olmayan O, yeri ve göğü yarattı. Ve sonra Melekler nurdan yaratıldılar. Cebrail, Mikail, İsrafil ve ölüm meleği. Cebrail’in himayesine bir ordu verildi. Tüm nebat ve gökten inen yağmur Mikail’e emanet edildi. Arşı taşıma göreviyle birlikte kıyamet borusunu üfleme görevi de İsrafil’e verildi. Ve canı bedenden ayırma görevi ise ölüm meleğine verildi.

Şeytanın insanın yaratılışına gösterdiği tepki gibi, melekler nurdan yaratıldıkları için asla kibirlenmediler. Şeytan ateşten yaratılmasıyla meleklerin nurdan yaratılması, birbirinin zıddı varlıklar olarak yaratıldığını göstermektedir. Yüce Allah, Cebrail’i, Mikail’i, İsrafil’,, ölüm meleğini, kabirde hesaba çekecek olan Kiramen Katibin Meleklerini ve daha birçok meleği yaratmış, onlara çeşitli görevler tayin etmiştir. Hepsinin ortak noktası Yüce Allah’a ibadet etmek ve O’nu yücelterek isteklerini harfiyen yerine getirmektir.

İnsanoğlu ile bağı

Yüce Mevla Hz. Adem’i topraktan yarattıktan sonra meleklerine, Hz. Adem’in önünde saygı ile eğilmelerini, Hz. Adem’e de melekleri selamlamasını emretti. “Es-Selamü Aleyküm” diye melek topluluğunu selamladıktan sonra Hz. Adem, “Es-Selamü aleyke ve rahmetullah” diye karşılık verdi melekler. Melekler selamlarına Allah’ın rahmetini ekleyerek, insanoğlu ile melekler arasındaki ilk sevgi bağı da böylelikle o noktada kurulmuş oldu.

Melekler

Varlıklarının kabulü

Meleklerin varlıkları Hz. Adem’in yaratılışından beri tamamen inkar edilmemekle birlikte, zaman içerisinde onların varlıkları hakkında çeşitli inanışlar ortaya çıkmıştır. Mahiyetleri hakkında bilgimiz sadece Kur’an-ı Kerim’de ki ayetler ve Peygamber Efendimiz’in hadisleriyle sınırlıdır. Fatır Suresinde meleklerin ikişer, üçer, dörder kanatlı elçileri olduğunu Yüce Mevla bildirmiştir. Fakat bu kanatların içerikleri konusunda da tam bir bilgimiz bulunmamaktadır. Bahsi geçen kanatların bildiğimiz kuş kanatları gibi algılanmaması gerekmektedir. Bazı resimlerde insan suretine kanat takılarak melek tasvir edilmekte olup, bu tasvir İslam düşüncesi bakımından asla kabul edilemez.

Yüce Allah hem meleklerden hem de insanlardan elçiler seçtiğini buyurmaktadır. Kur’an-ı Kerim’deki ayetlerden de anlaşılacağı üzere, birçok kere melekler insan suretine girip Allah’ın mesajlarını peygamberlere iletmişlerdir. Her insanın bir meleği olduğunu ve her meleğinde bir insanı olduğunu unutmayınız.

Diğer video paylaşımlarımızı izlemek için lütfen Youtube Kanalımıza abone olmayı ihmal etmeyin!

En Güzel İsimler O’nundur

“De ki: İster Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Çünkü En Güzel İsimler O’nundur.” İsra Suresi 17. Ayeti Kerimesi

Sevgili Peygamberimiz bir gün Mekkeli müşriklerin acımasız eziyetlerine karşı merhametlilerin en merhametlisi olan Allah‘a ellerini açmış dua ediyordu. Dua ederken “Ya Allah, Ya Rahman!” diyerek Yüce Mevla’ya yakarıyordu. Tam bu sırada bir grup müşrik Peygamber Efendimizi dinlemekteydi ve duydukları bu yakarıştan oldukça memnun olmuşlardır. Zira Peygamber Efendimizin sözde açığını bulmuşlar ve bizi bir tek Yaratıcı’ya kulluk etmeye çağıran Muhammed, kendisi hem Allah’a hem Rahman’a dua ediyordu, diye söylenti yaymaya başlamıştılar. Bu sözler üzerine Yüce Yaratan şu ayeti indirdi: “De ki: İster Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Çünkü En Güzel İsimler O’nundur.”

Müşriklerin bu temelsiz inanışlarını değiştirmek oldukça zordu. Fakat Allah-u Teala Habibini asla yalnız bırakmayıp, bu asılsız inanışlara karşı ilahi vahiylerini göndermeyi sürdürdü. “Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. En Güzel İsimler O’nundur.” Böylelikle Allah, kendisinin tek bir ismi olmadığını ve O’na seslenirken diğer isimleriyle de dua edebileceğimizi bizlere buyurmuş oldu.

En Güzel İsimler O'nundur

Yüce Allah’ın Bilinen ve Bilinmeyen İsimleri

Kudreti, Hikmeti ve İlmi sonsuz Rabbimizin isimlerinin de doksan dokuz ile sınırlı olmasını beklemek doğru olmaz. Nitekim Tevhid Elçisi Peygamberimiz Allah’ın isimlerini saymakla bitiremeyeceğimizi söylemiştir. Birçok İslam alimine göre de zaten doksan dokuz rakamı sonsuzluğa delalet eden bir rakamdır. Nihayetinde altı farklı hadis kaynaklarında 25 isim farklılık arz etmektedir. Esasen Peygamber Efendimiz, Yüce Allah’ın tüm isimlerini bilmediğini vurgulamış ve dualarında: “Allah’ım! Kendini isimlendirdiğin, yarattıklarına öğrettiğin, Kitab’ında indirdiğin ve insanlardan gizli tutarak sana has gayb ilminde saklamayı tercih ettiği bütün isimlerin yalvarıyorum sana!” demiştir.

Allah’u Teala’nın zatını göremesek de, O’nun her bir ismi bizlere farklı bir yoldan kendini hissettirir. O’nun isimlerinin her bir parçası, Allah tasavvurunu tamamlayan öğelerden biridir. Bu manada Allah’ın isimlerini kuru kuruya ezberlemek yerine, bu isimlerin manalarını öğrenerek bu isimlerle duamızı etmeliyiz. Bizler bu isimlerin manalarıyla yaşamlarımızı biçimlendirip, ahlakımızı o yönde doğrultmalıyız. Ezberlemek yerine, bu isimlerin derin anlam ve faziletleriyle tecellilerini ummalıyız.

Allah, hiç ummadığım anda ve yerde bizimledir. O halde, isimlerinin manalarını öğrenerek, isimlerinde O’nun izlerini bularak, tecellisini ummalıyız.

Dua ile kalın!

Diğer video paylaşımlarımızı izlemek için lütfen Youtube Kanalımıza abone olmayı ihmal etmeyin!

Allah Birdir, Hiçbir Şeye Muhtaç Değildir

İnsanoğlu, kendisini yoktan yaratan, kendisine sayısız nimetlerde bulunan ve alemlerin Rabbi olan Allah’ı hep merak etmiş, zatı ve mahiyeti hakkında hep daha fazla bilgi edinme arayışına girmiştir. Bu sebepten dolayı Yüce Yaratıcı’nın hakkında türlü sorular üretilmiştir. Bu tarz soruların insan zihnini bulandıracağını bilen Son Peygamber Muhammed Mustafa (SAV), ashabını bu konuda uyarmış ve bu tarz sorularla karşılaşmaları durumunda “Allah birdir, hiçbir şeye muhtaç değildir, fakat her şey O’na muhtaçtır, O doğurmamış ve doğmamıştır. O’nun bir dengi de yoktur” demelerini istemiş, sonra da akılları bu sorularla meşgul eden şeytandan korunmak için “Euzü billahi mineşşeytanirracim” diyerek Allah’a sığınmalarını öğütlemiştir.

Allah birdir

Ayetel Kürsi

Bir keresinde kendisine sorulan “Allah bizi yarattı, peki Allah’ı kim yarattı” sorusundan rahatsız olan sevgili Peygamberimiz, “Allah tektir ve Samed’dir. O doğurmadı ve doğmadı. Hiçbir şey Ona denk değildir” diye belirtmiştir. Zira Hz. Allah yaratılmış hiçbir bir varlığa benzememektedir. O’nun eşi ve benzeri asla yoktur. O hiçbir anne veya babadan olma değildir ve varlığını sürdürebilmek için hiçbir şeye muhtaç değildir. Bu bağlamda her bir inananda doğru bir Allah inancı oluşsun diye Ayetel Kürsi’yi dilimizden düşürmemizi bizlerden istemiştir.

“Allah, O’ndan başka tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yarattıklarını gözetip durandır. Göklerde ve yerde olan ancak O’nundur. O’nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir, dilediğinden başka, ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Hükümranlığı gökleri ve yeri kaplamıştır, onların gözetilmesi O’na ağır gelmez. O, yücedir, büyüktür.”

Ayet ve hadislerden de anlaşılacağı üzere Yüce Allah, Peygamber Efendimiz tarafından “Çok bağışlayan, hükmünde galip olan, yerin, göklerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi olan, mağlup edilemeyen ve daima galip olan bir tek Allah’tan başka ilah yoktur” şeklinde belirtilmiştir.

İnsanoğlu sadece Yüce Allah’ın zatı ve mahiyetinin nasıl olduğunun merakıyla sınırlı kalmamış, kendisine yakın olup olmadığını, O’na seslendiği zaman kendisini işitip işitmediğini ve O’nu nerede bulacağını hep merak etmiştir. Bu merakı giderecek olan da yine Kutsal Kitabımızdaki Yüce Mevla’nın sözleridir; “Kullarım sana beni sorduğunda (söyle onlara), ben çok yakınım. Bana dua ettiğinde ona karşılık veririm.”, “Biz insana şah damarından daha yakınız.” diye buyurmuştur Hz. Allah.

Bizlere şah damarımızdan daha yakın olan Allah, sadece bize yakın olmakla kalmayıp aynı zamanda her halimizi gören, hatta gizli konuşmalarımızı bile işitendir. İşte Yüce Yaratan içimizden geçeni bilecek kadar bize yakındır. Allah birdir ve hiçbir şeye muhtaç değildir.

Diğer video paylaşımlarımızı izlemek için lütfen Youtube Kanalımıza abone olmayı ihmal etmeyin!

Salvele Örnekleri

Daha önceki Salvele Nedir ve Salvele Neden Önemlidir ile ilgi yazdığımız yazımızda Salvele yani salavat getirme konusuna değinmiştik. Bu sayımızda ise sizlere okuyabileceğiniz faziletli salavatlara bir kaç örnek vermek istiyoruz.

Fatiha Salavatı Okunuşu

Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedinil fâtihı limâ uğlika vel hatimi limâ sebeka nâsırıl hakkı bil hakkı vel hâdi ila sırâtıkel müstekîmi ve ala âlihi ve ashâbihi hakka kadrihî ve mikdârihil azîm

Anlamı

Allahım! Kapalılıkları açan, geçmişe son veren, hakka hakikatle destek olan, mahlukatı senin doğru yoluna ileten Efendimiz Muhammed’e O’nun âline ve ashabına O’nun yüce kadr ü kıymetince salat eyle selam eyle ve O’nu mübarek kıl.

Tıbbil Kulubi Salavatı Okunuşu (Şifa Salavatı)

Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin tıbbi’l-ku­lû­­bi ve devâihâ ve âfiyeti’l-ebdâni ve şifâihâ ve nûri’l-eb­sâri ve diyâihâ ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.

Tesirli Şifa Salavatı Tıbbil Kulubi Anlamı

Allah’ım! Kalplerin tabibi ve ilacı, bedenlerin afiyeti ve şifası, gözlerin nuru ve ışığı olan Efendimiz Hz. Muhammed’e onun âl ve ashabına salat ve selam eyle!

İmam Gazali’nin Salavatı

Allahümmecal efdale salevatike ebeden ve enma berakatike sermeden ve ezka tehıyyatike fedlen ve adeden ala eşrafil halaikıl insaniyyeti ve mecmaıl hakaikıl imaniyyeti ve turit tecelliyatil ihsaniyyeti ve mehbitıl esrarir rahmaniyyeti ve erusil memleketir rabbaniyyeti ve sitati ıkdin nebiyyine ve mükaddimi ceşil mürseline ve kaidi rakbil enbiyail mükramine ve efdalil halkı ecmaıne hamili livail ızzi e’la ve maliki ezimmetil mecdil esna şahidi esraril ezeli ve müşahidi envaris sebikıl üveli ve tercemani lisanil kıdemi ve menbeıl ılmi velhılmi velhıkemi müzhiri sirril cudil cüziyyi vel külliyyi ve insani aynil vücudil ulviyyi ves sufliyyi ruhi cesedil kevneyni ve ayni hayatid daraynil mütehakkıki bi e’la rutebil ubudiyyetil mütehallikı bi ehlakıl mekamatil istıfaiyyetil halilil e’zami vel habibil ekrami seyyidina muhammed ibni abdillah ibni abdulmüttalibi ve ala sairil enbiyai ver murseline ve ala alihi ve sahbihim ecmaıne küllema zekerakez zakirune ve ğafele an zikrihimül ğafilun

Daha fazla salvele örnekleri için Salavatlar sitesini incelemenizi tavsiye ederiz.

Diğer video paylaşımlarımızı izlemek için lütfen Youtube Kanalımıza abone olmayı ihmal etmeyin!

Salvele Nedir? Salvele Neden Önemlidir?

Salvele Nedir? Salvele Neden Önemlidir? Salvele Nasıl Okunur? Salvele İle İlgili Hadisler Nelerdir? bu yazımızda sizlere bu bilgilere ışık tutmuş olacağız.

Salvele Nedir

Salvele; dua, rahmet ve mağfiret anlamına gelen “salat” ile esenlik, selamet ve barış anlamına gelen “selam” kelimelerinden oluşan “salat-ü selam”, “salavat getirme” anlamına gelmektedir. Kültürümüzde en yaygın Salvele, “sallallahu aleyhi vesselem”‘dir. Son Peygamber Muhammed Mustafa (SAV)’e Salavat getirmek, bizlerin ona olan bağlılığın bir simgesidir.

Salvele Nedir

Salvele Neden Önemlidir?

Bir gün Resulü Ekrem Mescid-i Nebevi’de ashabı ile oturmakteyken, içeri yalnız başına bir adam geldiğini görür. Bu zat namazını kıldıktan sonra “Allahümmağfirli li verhamni” diye dua eder. Bunun akabinde Resulullah, “Bu adam acele etti” diye buyurdu. Sonra adamı yanına çağırarak ona ve yanında bulunan ashabına şöyle buyurdu: “Biriniz dua edeceği zaman önce Yüce Rabbine hamd ve sena etmekle başlasın, sonra Peygamber’e salat getirsin. Daha sonra da dilediği şekilde dua etsin.” Zira her işin olduğu gibi, duanın da bir adabı vardır. Kişi, öncellikle Allah’tan bir şey isteyeceği zaman, O’na olan saygısını sunmalı ve hamd ü sena etmelidir ve akabinde de bizlere şefaatçi olacak Peygamber Efendimize de salavat getirmelidir.

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de çeşitli ayetlerde salavatın öneminden bahsedilmektedir. Ahzab Suresi’nde şöyle buyrulmaktadır: “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salat ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.” Ayette belirtilen Allah’ın Peygamberine salat getirmesi, onu övme, arındırma, rahmet ve mağfiret etme; meleklerin salat getirmesi, dua ve istiğfar dileme; inananların salavat getirmeleri ise dua etme, rahmet ve bereket dileme anlamlarına gelmektedir.

Peygamber Efendimiz, hayatı boyunca ailesi gibi gördüğü tüm müminleri korumuş, kollamış, kötülüklere karşı karşı kol kanat germiştir. Müminlerle ırsi akrabalıktan öte, rahmet, bereket ve iman yakınlığı kurmuştur. Son Peygamber Muhammed Mustafa (SAV)’in, müminler için bir kandil gibi yol gösteren ve ışık tutan olduğunu haber veren Allah-u Teala, müminlerden ona salvele yani salat-ü selam getirmelerini istemiştir. Bu sebepten dolayı da Hz. Peygambere salavat getirmek, bir bakıma ona olan şükran borcumuzu yerine getirmek demektir.

Salvele

Salvele Nasıl Okunur ve Ne Zaman Okunmalıdır?

Sahabiler, yaşamını ve öğretilerini örnek aldıkları Peygamber Efendimiz ile her an duygusal bir iletişim sağlayacak vasıta ararlarken, Resulullah “Allahüme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed, kema salleyte ala İbrahim. Ve barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammed, kema barekte ala ali İbrahim. İnneke hamidün mecid.” demelerini onlara öğütlemiştir.

Peygamber Efendimiz ashabına sadece salavat getirmeyi öğretmekle kalmamış, nerelerde ve nasıl salavat getirileceğini de öğretmiştir. Özellikle ibadetin direği olan namazların ardından tahiyyatın sonunda salat-ü selam getirmelerini istemiştir. Kendisine bir salavat getirene, Allah da o kişiye 10 salavat getireceğini buyurmuştur. Müezzini duyduğumuzda, mescide girip çıkarken salavat getirmemiz hep tavsiye edilmiştir. Yine Cuma günlerinden söz edilirken Allah’ın Resulü, o gün kendisine çokça salavat getirilmesini, zira o getirilen salavatların hepsinin kendisine arz olunacağını söylemiştir.

Peygamber Efendimize salavat getirmek, ona duyulan sevginin ve onun sünnetine olan bağlılığımızın bir göstergesidir. Bu sevgiyi ve bağlılığı ifade etmenin en güzel aracı Salveledir.

Diğer video paylaşımlarımızı izlemek için lütfen Youtube Kanalımıza abone olmayı ihmal etmeyin!