Hamdele Nedir? Hamdele Neden Önemlidir?

Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in ilk suresi Fatiha ile başlar. Birçok ismi olan bu suresinin halkımız arasında en çok anılanı da “Elhamd”‘dır. Zira Rabbimiz kitabına Besmele ve Hamdele ile başlamıştır. Kur’an’ın ilk suresi olan Fatiha’nın “Bismillahirrahmanirrahim” ve “Elhamdülillahi Rabbi’l-alemin” (Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur) ile başlaması, önemli işlere başlarken Allah’a hamd ile başlanmasını bizlere örnekler. Nitekim bu hususta Son Nebi Muhammed Mustafa (SAV) şöyle buyurmuştur: “Allah’a hamd ile başlanılmayan her önemli iş noksandır”.

Rabbimiz’in ilk sure olan Fatiha’yı neredeyse hamd öğretisine ayırması oldukça manidardır. Yüce Allah’a bu surede nasıl hamdedileceği ve nasıl iman edileceği bizlere bildirilmiştir.

Hamdele

Hamdele Nedir?

Hamd, kelime olarak iyilik, güzellik ve övme anlamına gelmektedir. Hamdele ise Allah’a hamdetmek demektir. Ayet ve hadislerde ise hamd genellikle Yüce Allah’a yönelik şükür, sena ve övgüyü ifade etmektedir. Burada önemli bir noktayı belirtmek isterim ki; her hamd bir şükür olmasına rağmen, her şükür bir hamd sayılamaz. Hamd’ın şükürden daha kapsamlı bir manası mevcuttur. Zira bir hadiste Peygamber Efendimiz, “Hamdetmek, şükrün başıdır, Allah’a hamdetmeyen şükür de etmemektedir.” buyurmuştur.

İçerdiği anlam itibariyle “sena” kavramı da hamd ile yakın ilişkilidir. Genel kanaat “sena”‘nın hamd ve şükür kavramlarını içeren bir kelime olduğu yönündedir. Hamd, kadir kıymet bilmektir, saygıdır, senadır, övgüdür, takdir etmektir. Hamd bir beladan kurtulma durumun, kişi o beladan koruyan ve kurtaran Yüce Allah’ı anma ve O’nun yüceliğinin bilincinde olmadır.

Hamd Etmek

Hamdele Neden Önemlidir

“Allah’a hamd ile başlanılmayan her önemli iş noksandır, bereketsizdir” hadisinden yola çıkacak olursak, hamdetmenin nedenli önemli olduğu bizlere açıkça bildirilmiştir. Hamd, bizlerin Rabbine olan kulluk ifadesidir ve tüm insanlığın ortak vasfıdır. Zira Peygamber Efendimiz bir hadista bizlere şöyle buyuruştur: “Allah’ın verdiği nimet karşısında kulun Elhamdülillah diyerek hamdetmesi, o nimetten daha da değerlidir.” Bu sebeple iman sahibi kişiler Rablerine hep hamdetmişlerdir. Peygamber Efendimiz bu hususa çok önem gösterirdi. Nitekim hutbesine başlarken, yemekten sonra ve uyandıktan sonra Yüce Allah’a hamdederdi. Hatta bazı hadislerde yemek yiyen ve yeni bir elbise giyen kişinin hamdetmesi, geçmiş günahlarının bağışlanmasına vesile olacağı belirtilmiştir.

Hamd ve şükür, kulluğumuzu ve Yüce Allah’ın varlığını bizlere hissetmeye vesiledir. Hamdederek yaptığımız her işi Rabbimiz sayesinde yapıldığı bilincine varırız ve O’nun ismini zikrederek yine O’na teşekkür etmiş olmaktayız. Bu sebeple her hayırlı işe başlanırken “Elhamdülillah” diyerek başlanmalı ve her hayırlı bir işin sonunda ya da bir musibetten kurtulduğumuzda da yine Yüce Yaratan’a hamd ve şükür edilmelidir.

Diğer video paylaşımlarımızı izlemek için lütfen Youtube Kanalımıza abone olmayı ihmal etmeyin!

Her Hayrın Anahtarı Olan Besmele

İslamın en büyük alametlerinden biri olan Besmele, gerek önceki peygamberler tarafından, gerekse de tüm varlığın dillerinden düşürmediği, hayrın anahtarı olan bir kelamdır. Kutsal kitabımız olan Kur’an-ı Kerim’de 114 defa geçtiği gibi, bazı kıssalarda da besmelenin önemine yer verilmiştir.

Besmele

İslamiyet Öncesi Besmelenin Önemi

Neml Suresinde, Hz. Süleyman’ın bir kıssası yer almaktadır. Hz. Süleyman Sebe kraliçesi Belkıs’a bir mektup yazar ve mektup “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” başlamaktadır. Hatta bu yüce kelam Hz. Süleyman’dan önce Hz. Nuh’un dilinde de görülmüştür. Hud Suresinde, Hz. Nûh, kendisine inananları tufandan kurtarmak için, “Haydi gemiye binin! Yüzerken de dururken de Allah’ın adını anın” demiştir. Kur’an’da anlatılan bu kıssalar, İslam’ın en önemli sembollerinden biri olan besmelenin ne kadar köklü olduğunu bizlere göstermektedir.

Hayırlı Her İşin Başında Besmele

Besmele, Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla anlamına gelen “Bismillahirrahmanirrahim” cümlesinin anlamıdır ve her hayırlı işe başlarken bunu söyleyerek Allah’ı anmış oluruz. Kur’an’da ilk olarak inen ayet ve İslam vahyinin başlangıcı olan “İkra bismikellezi halak” besmeleyi içermektedir. Ama Müslümanların besmele ile ilk tanışmaları yukarıda anlattığımız Hz. Süleyman kıssasında geçen olaydan sonradır. Bahsi geçen olay Mekke’de inen Neml suresinde geçmektedir ve hatta Peygamber Efendimiz de mektuplarına hep besmele ile başlamıştır. Besmeleden maksat Allah’ı anmak ve O’nu zikretmektedir. Allah’ı anarak başlanan işler hayırlı olmuştur. Bazı kaynaklarda besmele olarak sadece “bismillah” yer almaktayken, bazılarında ise “Bizikrillah” geçmektedir. Fakat alimlerimiz besmele okurken en güzel ifadenin “Bismillahirrahmanirrahim” olduğunu, “Bismillah” demenin de besmele yerine geçeceğini belirtmişlerdir.

Besmele

İster dünyevi olsun isterse uhrevi olsun bir Müslüman her işe başlarken besmele okuyup Allah’ı anarak, O’na kulluğunu ve O’nun ilahlığını dile getirmelidir. Bizler besmele çekerek yapacağımız işi kendi adımıza değil yalnız ve yalnız Yüce Allah’ın rızasını kazanmak ve O’nun izni doğrultusunda yaptığımızı bir bakıma beyan etmiş oluruz.

Besmelenin ne denli önemli olduğunu anlatan bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurur: “Bismillahirrahmanirrahim ile başlanmayan her anlamlı iş, bereketsiz ve sonuçsuzdur”. Hadisten de anlaşıldı üzere, her anlamlı işe başlanırken Allah’ın adını anarak onu hatırlama, teşebbüs edilen işin manevi değerini ve bereketini artırdığı gibi, hayırlara vesile olmasını da sağlayacaktır. Besmelenin okunmadığı işler ise, bereketsiz ve hayırlardan uzak olacaktır. Şu bağlamda her işe ve söze başlarken mümin olarak besmele okumayı asla ihmal etmemeliyiz. Zira her hayrın anahtarı besmeledir.

Diğer video paylaşımlarımızı izlemek için lütfen Youtube Kanalımıza abone olmayı ihmal etmeyin!

Allah’a Sığınma Duaları

Allah’a sığınmak ve dua etmek, bir müminin en temel kulluk göstergesidir. Zira güç ve kudret sahibi olan Allah’tır. Daha önceki bir yazımızda Allah’a Sığınmak ile alakalı bir paylaşımda bulunmuştuk. Dileyen kişiler o yazıyı okuyabilirler.

Allah'a Sığınma Duaları

Dualar

1. Dua

Ebu Hüreyye, Allah Resulü’nün şöyle dua ettiğini söylemiştir:

Allahümme inni euzü bike mineş şikakı ven nifakı ve suil ahlak

Anlamı:
Allah’ım! Bozgunculuktan, münafıklıktan ve kötü ahlaktan sana sığınırım.

2. Dua

Hz. Aişe bir gece Allah Resulü’nün yatakta bulamadı. Onu el yordamıyla aramaya başladı ve o sırada eli ayaklarının tabanlarına değdi. Ayaklarını dikmiş vaziyette secde halinde Peygamber Efendimiz şöyle dua ediyordu:

Allahümme innî eûzü biridâke min sehatike ve bimuâfâtike min ukûbetike ve eûzu bike minke Lâ uhsî senâen aleyk. Ente kemâ esneyte alâ nefsik.

Anlamı:
Allah’ım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım. Senden sana sığınırım. Sana tüm övgüleri saysam yine de bitiremem. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.

3. Dua

Ebu Hureyye, Peygamber Efendimiz’inşöyle dua ettiğini işitmiştir:

Allâhümme innî e’ûzü bike minel-fakri vel-kılleti ve’z-zilleti ve e’ûzü bike min en azlime ve uzlem.

Anlamı:
Allah’ım! Fakirlikten, yokluktan ve zilletten sana sığınırım. Haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan da sana sığınırım.

4. Dua

Hz. Peygamber (S.A.V.) torunları Hz. Hasan ve Hüseyin için şöyle dua ederek onların başlarına gelebilecek kötülüklerden Allah’a sığınırdı:

Euzu bi kelimâtillâhi’t-temmeti min kulli şeytanin ve hemmetin ve min külli aynin lammeh.

Anlamı:
Her tür şeytandan, haşereden, kem nazardan Allah’ın tam kelimelerine sığınırım.

5. Dua

Şekel bin Humeyd Hz. Peygamber (S.A.V.)’e giderek, Allah’a sığınacak bir dua öğretmesini istemiştir. O da şu duayı öğretmiştir:

Allâhümme innî eûzü bike min şerri sem‘î ve min şerri basarî ve min şerri lisânî ve min şerri kalbî ve min şerri meniyyî

Anlamı:
Allah’ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve şehvetimin şerrinden sana sığınırım.

6. Dua

Zeyd İbni Erkam’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle dua ederdi:

Allâhümme innî eûzü bikemine’l-aczi ve’l-keseli ve’l-buhli ve’l-heremi ve azâbi’l-kabr. Allâhümme âti nefsî takvâhâ, ve zekkihâ ente hayrü men zekkâhâ, ente veliyyühâ ve mevlâhâ. Allâhümme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfa‘ ve min kalbin lâ yahşa‘ ve min nefsin lâ teşba‘ ve min da‘vetin lâ yüstecâbü lehâ

Anlamı:
Allah’ım! Acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ihtiyarlıktan, kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım! Nefsime takvasını nasip et ve onu arındır; onu en iyi arındıracak olan sensin. Onun dostu ve velisi sensin. Allah’ım! Huşu duymayan kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden ve olunmayan duadan sana sığınırım.

Diğer video paylaşımlarımızı izlemek için lütfen Youtube Kanalımıza abone olmayı ihmal etmeyin!

Allah’a Sığınmak

İnsanoğlunun yaşadığı ilk tecrübe Hz. Adem ve Hz. Havva’nın yüksek makamdan kovulup dünyaya düşmesiyle başlamıştır. İnsanlığın ebeveyni olan Hz. Adem ve Hz. Havva, Yüce Yaratıcı’nın emrini bir anda unutmuşlar ve bunu fırsat bilen şeytan ise asılsız vaatlerle yaklaşmamaları gereken bir ağaca yaklaştırarak onları kandırmıştı. Bulundukları makamdan aşağı bir makam olan dünyaya düşen Hz. Adem ile Hz. Havva yalnızlık ve çaresizlik içerisinde yapmış oldukları hatanın da farkına vararak Allah’ın affına, merhametine ve O’nun sonsuz kudretine sığınmışlardı.

Allah'a Sığınmak

Peygamberler Her Daim Allah’a Sığınmışlardır

Hz. Adem ve Hz. Havva’dan sonra da Allah’ın seçtiği tüm ilahi önderler ve elçiler aynı şekilde Allah’ın himayesine sığınmayı bir yaşam tarzı olarak hayatlarına entegre etmişlerdi. Örneğin; Hz. Nuh, hakkında bilgisi olmayan şeyleri yine Rabbine sığınmış (Bakara 2/36), Hz. Yusuf hem kendisiyle birlikte olmak için ısrar ve tehdit eden Züleyha için, hem de kardeşlerinden gelen haksızlığa karşı “Maazallah! Allah’a sığınırım” (Araf 7/21, Ta-Ha 20/10) demiş, Hz. Musa da kavmine karşı alaycı bir tavır takınarak cahillik etmekten (Bakara 2/67), kendisini öldürmek isteyen Firavun gibi ahirete inanmayan kibirlilerden (Mü’min 40/27) ve onların düşmanlıklarından (Duhan 44/20) Rabbi olan Allah’a sığınmıştı.

İnsanlığa rehber olarak olarak gönderilen peygamberlerin, evliyaların ve salih kulların dualarında da görüldüğü gibi, insanın fıtratıyla uyumlu olması ve benliğiyle çelişmeme arzusu bizler için en büyük sığınma sebebidir. Zira insanoğlu için en büyük tehlike kendisini kaybetmesi, azgınlığa ve fenalığa sürüklenip yolunu kaybetmesidir. Bu sebeplerden dolayı alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz bizlere kötülerden ve kötülüklerden korunmayı hep öğretmiştir. Rabbimizin bizlere Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de de bildirdiği gibi, şeytan bizleri doğru yoldan şaşırtmak için ahdettiği için, onu düşman olarak tanımalıyız ve onu yapacağı kötülüklerden Allah’a sığınmalıyız.

Şeytanın Telkinlerinden Allah’a Sığınmak

Yüce Mevla, “Muavvizeteyn” olarak bilinen iki özel surede Resulü’nün ve tüm inananların şeytandan ve onun hilelerinden ve de davranışlarından O’na sığınmamızı istemiştir. Peygamberimiz de Felak ve Nas surelerini okuyarak Allah’a sığınmayı prensip edinmiş ve kendisi gibi tüm sevdiklerinin de yatmadan önce muhakkak okumaları için tavsiyelerde bulunmuştur. Zira Peygamber Efendimizin de söylediği gibi şeytan bedenimizde dolaşan bir kan gibidir. Bizleri özümüzden uzaklaştırmak isteyerek, kötülüklere sevk eden bir aktördür. Bu kötülükten korunmanın en güzel yolu Allah’a sığınmaktır. Unutmayalım ki, Rablerine sığınan inananlar üzerinde şeytanın hiçbir etkisi yoktur.

Yine Peygamberimiz çeşitli vesilelerle ashabına öfkeli anlarında, onlara hiddet aşılayan şeytandan Allah’a sığınmaları konusunda öğütlerde bulunmuştur. Nitekim bir keresinde Peygamber Efendimiz (SAV)’in yanında birbirine hakaretler ederek aşırı derece hiddetlenen kişilere, Euzübillahimineşşeytanirracim demeleri hallerinde, öfkelerinin geçeceğini söylemiştir.

Hz. Adem’in yaratıldığından beri şeytanın temel amacı, düşmanı olduğu insanoğlunu doğru yoldan saptırarak imanını kaybettirmektir. Bu sebepten dolayı bizler her şeyden evvel imanımızı kaybetmekten Allah’a sığınmalıyız. Bu nedenle Peygamberimiz özellikle ümmetine öğretmek açısından dualarında öncelikle inan zarar verecek ahiret mutluluğunu sekteye uğratacak durumlardan ve olumsuz davranışlardan Allah’a sığınmıştır.

Allah'a Sığınmak

Darlıkta Allah’a Sığınmak

Hz. Aişe, Peygamber Efendimizin en çok günah işlemekten ve borçtan Allah’a sığındığını söylemiştir. Borçlu yaşamaktan Allah’a sığınan Peygamber Efendimiz, ashabından borçlu olanların Allah’a sığınmalarını, O’nun yardımını istemelerini öğütlemiştir. Bir keresinde müminlerin annesi olan Hz. Aişe Peygamberimize “Borçtan ne kadar da çok Allah’a sığınıyorsunuz?” diye merakını dile getirince, Son Peygamber Muhammed Mustafa (SAV) de, “Borçlanan kimse konuşur ama yalan söyler; söz verir ama sözünü yerine getiremez.” diyerek, borçlu kimsenin olumsuz davranışlar sergileyebileceğine de dikkat çekmiştir.

Allah’a sığınmak, hadis kaynaklarından aktarılan bilgiler doğrultusunda Peygamber Efendimizin yaşamının bir parçası haline geldiğini görmekteyiz. Şu halde Müslüman olan bizler her daim bize şah damarımızdan daha yakın olan gerçek Yüce Dost’a sığınmalıdır. Bu sığınma bizim Allah’a kulluğumuzun en temel göstergesidir. Böylelikle acizliğimizi ve güçsüzlüğümü kabul ederek, kudret sahibi Allah’a teslim olup, O’nun himayesine sığınmalıyız. Peygamber Efendimizin öğrettiği Allah’a Sığınma Dualarını da dilimizden düşürmemeliyiz.

Diğer video paylaşımlarımızı izlemek için lütfen Youtube Kanalımıza abone olmayı ihmal etmeyin!